Bu postu giriyorum çünkü bu partiye ben de davetliydim. Gitmeyi çok istediğim bir partiydi fakat, sağlık sorunlarım nedeniyle katılamadım. Gerçekten çok üzgünüm. Sonradan gönderilen bültenden anladığım kadarıyla parti harika geçmiş. Keşke ben de orada olabilseydim.
Parti Desa’nın Nişantaşı mağazasında düzenlendi ve sonradan öğrendiğim üzere patiye moda tutkunu bir çok ünlü isim katılmış. Eda Taşpınar da bunlardan biri. Partiye katılan diğer isimler arasında Eda Mustafa Sarıgül, Faruk Süren, Emre Ergani, Işıl Sarraf, Tuba Peksayar, Oktay Kaynarca gibi isimler var.
Desa’nın baharı ve yeni sezonu karşılamak için düzenlediği partide davetlilere Desa 2010 İlkbahar – Yaz koleksiyonu da tanıtıldı. Siz de merak edip koleksiyon hakkında fikir almak isterseniz, bu linki tıklayarak katalog fotoğraflarını görebilirsiniz.
Hatırlarsanız Desa, İstanbul Moda Haftası’nda da bir defile düzenlemişti ve tasarımları çok beğenilmişti. Desa’nın tasarımcısı Fred Tutino, yeni sezon tasarımlarında özellikle kendine güvenen ve feminen kadınları hayal etmiş. Mavinin tonları, kahverengi, siyah ve beyaz ağırlıklı koleksiyon, 1950 ve 60′lı yılların modasından esintiler taşıyor…
İşte partinin yapıldığı Nişantaşı mağazasından görüntüler:


Uzun zamandır bu trend hakkında yazmak istiyordum fakat hep araya bir şeyler girdi. Bu sezon deri her yerde, her şeyde. Ayakkabıda, çantada, cekette zaten alışığız ama artık deri etek ve elbiseler de herkesin üzerinde. Bir zamanlar sadece metalci ve punklara yakıştırılan deri şimdi herkesin üzerinde. Bazen bu değişime dönüp bakınca gerçekten gülmek geliyor içimden. Moda adına şunu söyleyebilirim ki, hiçbir şeyi ayıplamamanız gerekiyor. Zira bir zamanlar bakıp eleştirdiğiniz şeyler, 20 yıl sonra üniforma haline gelebiliyor. Tıpkı vatkalar gibi. 2009 yılında omuzları geniş ve dik olmayan elbise ve bluz neredeyse yok gibiydi. Deride de durum böyle…